YAŞAM ÖYKÜLERİ

Kazım Koyuncu

19-06-2019

Yağmurların denize düştüğü bir günde, bir sonbahar sabahı, sırılsıklam ve çırılçıplak geldiği dünyaya ilk çığlıklarını savuruyordu. 7 kasım sabahına kadar hiçbir çocuk o kadar güzel ağlamamıştı. sesi duyanların içini hiç bu kadar burkmamıştı. o hayatına ağlarken 33 sene sonra insanlar da ona ağlayacaktı oysa ki. ismi kazım oldu bebeğin, öfkesini yensin diye. ama o kadar güçlüydü ki, öfkesi gizlenmek yerine yok oldu. onun yerine sevgisi, umudu, insanlığı kaldı. annesi artık ağlamasın diye bir türkü söyledi kazım’a. sonra insanlar gülümsesin diye kendisinin, ve ardından herkesin aynı türküyü söyleyeceğini kim bilebilirdi. 
gözleri açıldı kazım’ın bir sonbahar günü. sonbaharın en ortasında, kışa dayanmışken mevsim, hüzün hakimken havaya, sesinden başka hiçbir yerde görülmedi onun hüznü. yine içini burkuyordu dinleyenlerin dilindeki melodilerle, ama gözleri hep gülüyordu, güldürüyordu.küçüktü kazım ilk eline aldığı bir mandolin oldu. çıkan tını onu büyülüyordu. o büyülendikçe daha çok bağlandı müziğe. müzik ruhuna işliyor, ruhu bir şarkıda dans ediyor, ağlıyor, umutlanıyor ve şarkı oluyordu. yaşamak için seçtiği yol o yaşlarda şekillenirken 20 yaşında duyurdu bunu herkese dinmeyen’di grubunun adı, kendisi gibi, ruhu gibi, müzik gibi hiç dinmiyordu. ama bu değildi istediği. o annesinin ona söylediği türküleri söylemek istiyordu. ve öyle de yaptı. yağmurların denize düştüğü yerden gelmişti. yağmur gibi yağıyordu notalarıyla üstümüze. ilk doğduğu günkü gibi çırılçıplak ve sırılsıklamdı.

Notaları dökülürken dilinden boşluğa düşmesin istedi. istediği gibi yüreklere düşerken sözleri siyanürle altın arayanların, nükleer, termik ve hidroelektrik santrallerin, savaşların, zulümlerin tam karşısına da düştü. adı gibi saklayıp öfkesini, kendi gibi öfkelendi hayata haksızlık edenlere. hep savaşı vardı hiç durmadan savaşanlara, ama bilmeden yenildi kendi savaşında.akciğer kanseri dediler onun için. ilaçlar iyileştirir dediler. “ilaçların yetmediği yerde yardıma yetişecek şey bende var” dedi. umudu vardı, yaşama sevinci vardı. ama yetmedi, yetişemedi. yaz sıcağı kavururken toprakları o geldiği gibi denize gitti, gözlerden akan yağmurlarla ıslanarak, sırılsıklam ve çırılçıplak.

GERİ DÖN