KÜLTÜR SANAT

Farklı dönemlere ait mimari tarzlarıyla Üsküp

27-07-2019

Bizans yıllarından Osmanlı dönemine kadar birçok esere ev sahipliği yapan Üsküp, özellikle 1963'te şehri harabeye çeviren depremin ardından yaygınlaşan brütalist mimari ve son dönemdeki barok stil ön cephe çalışmalarıyla dikkat çekiyor.Şehirde ayrıca eşine nadir rastlanan yeni-müdeccen (neo-muejar) veya yeni-endülüs mimari özelliklerini taşıyan bir yapı da bulunuyor.Osmanlı himayesindeki bu toprakları almak için 1689'da taarruz başlatan Avusturyalı General Enea Silvio Piccolomini, şehri kontrol altında tutamayacağını anlayınca ateşe vermiş, iki gün süren yangının ardından sadece taş yapılar ayakta kalabilmişti.Asırlar boyunca farklı milletlerin yurt edindiği Üsküp'ün, "Scupi" adıyla Dardanlar döneminde kurulduğu ve Roma İmparatorluğu yıllarında da bu şehrin kalıntıları üzerine yeniden inşa edildiği belirtiliyor. Bu şehrin günümüze ulaşan kalıntılarında duvarlar, tiyatro, bazilika ve hamam gibi yerler kısmen keşfedildi.Şehrin tarihine şahitlik eden bir başka önemli eser Üsküp Su Kemeri. Romalılar ya da Doğu Romalılar tarafından 6. yüzyılda inşa edildiği düşünülse de bazı kaynaklarda eserin Osmanlılar tarafından yaptırıldığı ifade ediliyor. 

GERİ DÖN