Samsun’da huzurevinde kalan Celal Aktaş, 50 yıl önce kaza kurşunuyla yaşamını yitiren kavuşamadığı aşkı Hanife’nin yasını, yıllardır yanından ayırmadığı radyosundan dinlediği türkülerle halen tutuyor.
Aşık olduğu Hanife’nin 50 yıl önce kaza kurşunuyla yaşamını yitirmesi üzerine hayata küsen ve hiç evlenmeyen Aktaş, o günden beri radyodan dinlediği türkülerle gerçekleştiremediği hayallerine teselli bulmaya çalışıyor.
“Sevdiğim kızın adı Hanife’ydi. Anasız, babasızdım. Çok sevdim Hanife’yi. Hem de nasıl, deliler gibi aşıktım. Uzun boylu, uzun saçlı bir kızdı. Onu görmek için 2 saat yol yürüyordum. Dört sene gittim geldim onun peşinden. O da beni seviyordu. Hayallerimiz vardı. Bir gece eniştesinde kalıyordu. Eniştesinin silahından çıkan kaza kurşunu Hanife’mi bu hayattan aldı. Olay olduğu sırada ben de trafik kazası geçirmiştim, uzun süre hastanede yattım. Sevdiğim kızın vurulduğunu duyunca hayata küstüm. Evlenmedim. Sonra çobanlık yapmaya devam ettim. Yer gösterdiler yattım, yemek verdiler yedim. Çoğu yerde paramı dahi alamadım. Süründüm, öyle kaldı. O sebep oldu bana.”
